Showing posts with label Tayland. Show all posts
Showing posts with label Tayland. Show all posts

Saturday, January 5, 2008

San Phra Phum veya Tayland'in meshur ruh evleri (Spirit House)

Dun Belcikali "desperate housewife'lar" olarak 2008'in ilk bulusmasini yaptik ve sohbet arasinda aklima bloga yazilacak cok guzel bir konu geldi: Spirit House!

Efendim simdi daha once uzun uzun Tayland yazilari yazmistim, birkac resimle de suslemistim ama takdir ederseniz koskoca Tayland, koskoca tay kulturunu de oyle uc yazi ile anlatabilmek cok mumkun degil hani... Benim de iste bugun aklima gelen hos bir inanislari ve geleneklerini yazasim geldi :)

Aslinda cogunlugun Budist oldugu Tayland'da, ruh evleri eski Animist ve Brahma inanclarina dayanmaktadir. Budizmin hosgorusu ve diger dinleri dislamiyor olmasi, gelenekleriyle zengin bir ulke olan Tayland'da bu yuzden budizmin disinda Animist veyahut Hinduist inanislar da gunluk hayatin birer parcasi olabiliyor.

Ruh Evlerinin temelindeki inanc, herseyin bir ruhu oldugudur. Ustune bastigimiz topraklar, golgesinde oturdugumuz agaclar ve ayaklarimizi soktugumuz derelerin de birer ruhu var. Belli bir yeri bir ev, bir is yeri, bir tarla veyahut bir magbet olarak kullanmadan once, o bolgedeki doganin iyi huylu ruhlarina bir ev insa ederek onlari bir nevi orada sabitliyorsunuz ve gunluk adak olarak Ruh Evlerinin onune meyve, tutsu, cicek veya buna benzer sunumlarla evinizi kotu ruhlardan ve kotuluklerden korumalarini istiyorsunuz. Inanisa gore Ruh Evini keyfinize gore herhangi bir yere ve herhangi bir zamanda da yerlestirmeniz mumkun degil. Bunun icin bir Brahma rahibinin gokyuzunun en uygun oldugu zamanda insaat alanina gelip bir rituel ile ruh evinin nereye yerlestirilecegine karar verir. Ve gene rituellere uygun sekilde Ruh Evi yerlestirilir, icine minik insan figurinleri koyulur ve dualarla birlikte adaklar sunulur.

Kisaca Ruh Evi bundan ibarettir deyip konuyu kaparabilirim :) kapatmamak icin ama yanip tutusuyorum cunku bununla ilgili baska hikayelerim de var :D


Mesela teknik bilgi olarak Ruh Evine taylilar San Phra Phum diyorlar (evet cok teknik bir bilgi oldu), ya da bahsedilen dogadaki iyi ruhlara da chao thi (koruyucu ruh) deniyor.
Ruh Evlerinin asil amaci kotu ruhlari-yani Phi'leri uzak tutmak. Teknik olarak, Ruh Evleri bahceni kuzey kosesine yerslestirilmeliymis ve binanin golgesi hic bir sekilde Ruh Evine dusmemeliymis.

Budizm kucaklayici bir din oldugu icin de, bu eski animist ve brahmist inanisi kendi bunyesine entegre edebilmistir, mesela sozu gecen chao thi'ler insanoglu ve hindu tanrilarinin arasinda bir mertebeye sahiptir ve Buda'ya hizmet eden ruhlar olarak kabul gorurler.
Aslina bakilirsa Tayland gercekten de bize cok benzemekte, batil inanclarin bizdeki gibi yeri yatsinamaz bicimde gunluk hayatta hisedilebiliyor. Hos, bizde de herkes ayni derecede batil degildir ama gene de nazar dendi mi.. akan sular durur... kem goz, logusa doneminin karabasanlari, hele hele bir de kahve fali :) muslumanliktan cok geleneksel inanclara dayanmakla birlikte turklugun ayirlamaz bir parcasini olusturyor kanimca (en azindan kendim icin konusuyorum :P)


Biraz da guncel bilgi :) Ruh Evinizin buyuklugu ve zenginligi sizin evinizle es degerde olmasi gerekiyor. Aslinda olay biraz da iyi ruhlari kandirip, onlara sundugunuz evlerde oturmalarini saglamaniz :) E simdi siz gorkemli bir malikanede oturacaksiniz da, ruhlara minicik, gosterissiz bir ev sunacaksiniz.. cik cik >:( olmaaaaz... Is birligi boyle yurumez, ne kadar kofte o kadar ekmek deriz biz de simdi, dimi ama ? :P. Isin sakasi bir yana, inanislarin cok guclu oldugu Tayland'da buna benzer konularda pek de gulecek bir sey yok aslinda. Eee, biz de geleneklerimize bagli bir toplum oldugumuz icin sanirim anlamak ve saygi gostermek cok zor olmasa gerek. (kendimize ceki duzen verelim :) -iki oksuruk efetkiyle, öhö öhö!- ciddiyete donuyorum)


Ruh Evleriyle ilgili en meshur hikaye ise Bangkok Grand Hyatt Erewan Hotel'inin insaati. 1950'lerde hotelin ilk insaati sirasinda yasanan pes pese aksiliklerden dolayi, ruhani danismanlar cagrilmis ve hotel icin yapilmis olan Ruh Evinin yeteriz geldigine kanaat getirilmis. Bunun uzerine hem yukaridaki, hem de asagidaki resimlerde gorulen Erewan Shrine Ruh Evi insaa edilmis ve o gunden sonra da insaat, hic bir aksilik yasanmadan istenen sekilde bitmis. Dikkatinizi cekerim, asagidaki resimde Yaratilisin ve Bilgeligin Hindu Tanrisi Brahma'nin bir heykeli yer almaktadir ( Buyuk yapilarin Ruh Evleri Tanri Brahma'ya adanirmis da ondan- sizin icin ogredim ben de :P)

Erewan Shrine Bangkok'da en meshur Ruh Evlerinden biri ve her gun yuzlerce insan gelip adaklarini sunup dualarini ediyor. Hatta en ilginci, taksiyle onunden gectiginizde soforunuzun trafik mirafik dinlemeksizin, kasla goz arasinda bir wai yapmasi ;) (Wai= Taylandlilarin selamlasma sekli, yani elleri birlestirip yuz hizasina getirip kafanizi azcik egmek, yukaridaki linke tiklarsaniz resimli ve detayli ingilizce bilgi edinebilirsiniz).

Gene Erewan Shrine ile ilgili baska bir bilgi ise, zamaninda kadincagizin biri islerinin duzelmesi icin gelip bir adakta bulunmus, dilegi gerceklesirse Ruh Evinin onunde geleneksel tay dansi yapacakmis. (artik buraya Ruh Evi demek bile zor, resmen minik bir magbet islevi goruyor). Bangkok'a gitmis olanlar zaten hatirlar, Erewan Shrine tam sehir merkezinde buyuk alisveris merkezlerinin kesistigi bir kosede, ve o kose butun gun ana baba gunudur. Gecerken iki dakika durup dua edenler, dilekte bulunanlar, merakli gozlerle seyreden turistler, resim ceken japonlar ve iki tarafinda metrelerce yasemin taci satanlar, kostumler giymis bekleyen danscilar, Bangkok'un vazgecilmez bir parcasini olusturuyor.

Ben gormedim ama internette gezinirken bir yerde okuduguma gore, Birlesmis Milletlerin New York'taki genel merkezinin bahcesine Tayland tarafindan bir Ruh Evi hediye edilmis :)


Tayland'a geri donecek olursak, eski Ruh evlerini ne kirabiliyorsunuz, ne de oyle cope atabiliyorsunuz. Genelde bu minik evlerin toplandigi belli yerlere getirip oraya birakiliyormus, veya baska bir yerde de tapinaklarin bahcelerine birakildigini okudum.

Daha once de soyledigim gibi inanc meselesi Tayland'da cok ciddi bir konu ve gercekten de bununla dalga gecilmesi de hos karsilanmamaktadir. Phi'lerden bahsetmek ise resmen şom agizlilik yapmaktir. Cok rastlanilan ayrintilardan biri de, neredeyse herkesin boynunda bir amulet tasimasi, dukkanlarin yuksek bir kosesinde beyaz tebesirimsi birseyle cizilmis yazilmis dualar, hatta taksilerin ve arabalarin bilumum erlerinde bilgeligi ve kutsanmisligi ile bilinen buyuk rahiplerin heykelcikleri veya Brahman rahipler tarafindan cizilmis beyaz resimler... butun bunlardan da anlasilabilecegi gibi bu isin sakasi yok..


Bizim nazara ve kem goze olan inanisimizla her yere astigimiz nazar boncuklari aslinda cok da farkli degil sanki, ne dersiniz? :)


-------------
Tay inanclarini anlatan guzel bir ingilizce site: http://www.thaiworldview.com/bouddha/animism.htm

How to Build a Spirit House :) : http://www.bangkok.com/shrines/spirit-houses-diy-guide-to-spirit-houses.html

Daha fazla Ruh Evi resimleri: http://www.myspirithouse.com/InThailand_1.htm

Resimlerini kullandigim siteler:
http://www.thaiwebsites.com/erawanshrine.asp
http://fr.wikipedia.org/wiki/Image:ThaiMaisonDesEsprits.jpg
http://www.thaiwebsites.com/thai-spirit-houses.asp
http://www.evileyebead.com/Evil_Eye_Bead_Gallery.htm
http://www.thailandlife.com/car.html

Monday, July 30, 2007

Tayland III - Bangkok 2/2

Tayland yazısının son bölümü.. Yazı biter, Tayland bitmez :D

Anlatılacak o kadar çok şey var ki.. bunlar sadece akılma gelen ve paylaşmak istediğim Bangkok'un gezilecek ve görülecek güzellikleri.. Asıl güzelliği size orada yaşattığı huzur ile veriyor Tayland bence :) Hiç düşünmeden hemen gidip taşınacağim yegane yer
(yok be, ben aslında heryere hiç düşünmeden gidip taşınırmışım gibime geliyor.. hmm?? ama yok yok.. tayland bir başka benim gönlümde) :)

Buyrun efendim:



-Bangkok’a gelip de gitmedim derseniz utanın diyeceğim iki Wat var (mabet), biri Grand Palace Wat Phra Kao (the zümrüt buddha'nin mekanı)


- Diğeri de Wat Po veya geleneksel tay masaj okulunun bulunduğu yer diyeyim ben size daha bir çekici gelsin :D (bir de tabii meşhur yatan buddha heykellinin ev sahibi)

Bir rehber tutun yoksa sıkılırsınız, bön bön dolaşıp "amaaan hepsi birbirine benzio bunların" dersiniz

-Mimariden hoşlanan arkadaşlar geleneksel tay evini müzeye çevrildiği, meşhur Jim Thompson'un evini de gezsinler. (Jim Thompson eski bir CİA ajanı olup işi gücü bırakıp Tayland’a yerleşir ve geleneksel tay ipeğini dünyaya tanıtır..sonra bir gün Malezya yakınında, ormanda piknik yaparkene birden ortadan kaybolur.. hala birileri aslanlar yedi der diğerleri ise kayıplara karıştı iste der.. ama kesin olan Jim thompson dünyaca ünlendirir tay ipeğini.. çok güzel dükkanları var.. kesin minik de olsa bişi alin oradan :) eğer bavulunuzda yeriniz varsa.. kemküm.. masraf kapısı, baştan çıkarıcı kötü arkadaş aslı'nın önerisi : ipek battaniyelerinden alın bir tane.. yumuşacıklar, inanilmaz güzel renklerde var... e ipek bir battaniye için de fiyatı da gayet makul aslında.. hmm benim blog kocalar tarafından yasaklanılcak yakında.. böle habire yeni masraf kapılarıdan bahsediyorum.. olmaz valla.. tam kötü arkadaş >:(

En azından azcık pazar alışverişinden bahsedelim de, nerden kurtarırsak kardır diyelim :D

-Chatuchak Weekend market- hafta sonu iğne atsan yere düşmicek bir yer.. süper bir pazar.. bir gün yetmez gezmeye.. disarda dükkanlarda bulabileceğiniz herşey burada da satılıyor, yari fiyatına (hatta toptancısı burası).. çok keyifli.. ama baya yorucu bir pazar.. çiçekten tut horozuna kadar herşey satılıyor.. alışveriş için değil sırf gezmek ve görmek için gidilmeli zaten (nasıl? azcık kurtarır gibi oldum dimi sizi masraftan :D) Aslında Çatuçak hakkında kitap yazılır valla.. cüzdanınıza dikkat edin mesela en basitinden :)

-Wat arun, gene bir mabet ama ben bir kere gittikten sonra gelen misafirleri götürmedim hiç.. Belki siz daha çok seversiniz.. (nehrin diger tarafinda)

-Chao Phraya nehrinde bot turu.. Ya halk gibi dolmuş botlara binip sağa sola gidin mesela (alttak resim tipik tay botlarından-dolmuş bot değil ama).. anlamsız ama keyifli bir gezi oluyor, zaten iki kuruş (7 baht mı neydi?). Ya da mesela Sheraton veya Shangri-La'nin gemisiyle, nehirde gezerken açık büfe aksam yemeğii de yiyin.. çok keyifli bagkok'u gece nehirden seyretmek ama daha pahalı tabii (1500baht falandı yani 30-40usd gene) :)) bu botların daha ucuzları da var.. kaldığınız otelde size bu konuda yardımcı olurlar..

-Günübirlik bir turla Ayutthaya'ya gidin (UNESCO dünya mirası)..İyi bir turla gidin ki rehber güzel güzel anlatsın.. Genelde sabah otobüsle gidip öğleden sonra botla nehir yoluyla donuluyor.. bu da güzel bir deneyim oluyor.. Otellerin gene böyle turları vardır en kotu başka bir tur ayarlarlar. Gene Sheraton ve diğer lüks otellerin turları hiç bir aksaklık olmadan keyif ve güven verici bir gezi sunmaktadırlar. (ankara'da çok güzel ayutthaya fotoğraflarım vardı aslında.. belki bir dahaki gidişimde bütün albümlerimi toplayıp gelirim, bu yazıya da eklerim daha sonra)

**** Ben bole lüks otellerden bahsediyorum ama ben dünyanın hiç bir yerinde bu lüks hizmetleri bu kadar ucuza görmedim, o yüzden fırsat bulmuşken yararlanmak lazım aaa :P .. Siz nerde gördünüz Çırağan’da 40dolara acık büfe “international”. Yemek ??? yani burjuva takilmioz.. “affordable” lüküs bunlar :D yapmazsan dövüyorlar eheheh..****

-Patpong meşhur batakhane, daha fazka detaya inmeme gerek yok sanırım :) İsmi yeter kendini anlatmaya ama tabii ki gezmeye değer.. bir de oradaki gece pazarından bişi almayın.. çoook kazık :( (vaay bir de kendi internet sitesi varmış patpong'un :)

-Evet bir de Alkazar Show var.. e tabii bir görmek lazım... dudak uçuklatıyor...kompleks yaratıyor.. gıcık olunuyor, ya da topukları vura vura kaçılıyor eheheh :D Ne mi bu show? Ozelliği gösterinin tamamen travestiler tarafından yapılması :) Valla senden benden güzelleri var, ne yalan söyleyim.. Neyse..

-Suan Luam Night bazar, patpong gece pazarına alternatif olarak devletin yaptığı bir pazar ama çok keyifli, nezih..güzel güzel yemek de yeniyor..bira da içiliyor..Show da seyrediliyor (yerel halka hitap eden)

-Simdi herkesin bayıldığı bir floating market var..sanırım ben çok fazla gittiğim için ve bu marketin hakikaten ticarete dönmüş olduğunu gördüğüm için çok haz almıyorum. ama her giden seviyor..gidiş geliş bir saat öngörün..öğlen kapaniyor o yüzden sabah erken çıkmak lazım.

-SeaFood Market.. sahtelerinden kaçının.. Kocamaaaan bir deniz mahsulleri süpermarketi..alıyorsun yiyeceğini, ödüyorsun kasaya.. Sonra da sunu bole- bunu bole pişir diyorsun :)) iki dakikada pişiriyorlar...oooh mis gibi yiyorsun.. keşke TR’de de bole bişi olsa.. hep bir Türk gruba rastlanılıyor orada bir de çok komik :))) (dahiyane fikirlerimizden biri de rakı satmaktı orada )

-Metropolis sinemasi.. World Trade center ya da yeni adıyla Central Plaza'nin karsısındaki sinema.. simdi ismini unuttum ama galiba emperor seat idi.. 300baht'a (8usd) LazY boy kocamaaaaan kompile yatan koltukta film keyfi :))) ben başka ne isteyebilirim ki??? :D Bir de şekerli patlamış mısır oooh.. bu servise dahil battaniye ve yastık da veriyorlar :)) Bir de ayağına kadar hizmet.. Kolan ve mısırını pıtı pıtı getirip yanındaki küçük sehpaya koyuyorlar.. Ben bunu gördükten sonra başka sinemaları beğenebilir miyim hiç? Bir de genelde sinemalarda aşıklar için iki kişilik kotuklar da var :) ooh, rahat rahat sarılıp seyredin filminizi işte :)


-Tayland/ Bangkok’un alışveriş cenneti olduğunu söylemeden de geçemicimmm

Elektronik için Pantip plaza.. her şey var :)) Hem kapalı mekan (yani klimalı püfür püfür :)) Diğer meşhur alışveriş yerleri: MBK, Central Plaza, Naraya Phan, Central Chitlom, Emporium, Central Lad Prao ve unuttuğum daha bir sürü mekan..

Unuttuğum çok şey vardır muhtemelen... Anlat anlat bitmez Bangkok. Tabii herkes Bangkok'u sevecek diye de birşey yok, ama işte.. sevilmeyecek gibi değil yahuuuuu :D
Biraz açık fikirle gitmek gerekiyor ama, yok çok sıcak, yok çok pis, yok pis kokuyor bıdı bıdı diye gidilirse, hiç bir şeyden keyif alamaz insan.. E bir de kendini taylar gibi hayatın akışına bırakırsa insan (yavaş, stressiz..), sinirleri alınmış şekilde TR'ye döner ve eminim Tayland’ı gülümseyerek hatırlamak çok da zor olmaz
:D

Haa tabii taylar harbiden çok yavaş.. İngilizceleri genelde kötü.. her şeye yes yes diyorlar ama pek de bir şey anlamış olmuyorlar (bu da kültürün bir parçası, hayır demek ayıp, karşındakini mutlu etmek daha önemli.. anlamaya gerek yok ).. ama bir o kadar da güler yüzlüler.. siz de iki kikirdediğinizde çok güzel iletişim kurarsınız.. :)

Tayland'da kimsenin acelesi yoktur.. bunu bir kere kabullenin ilk baştan :)) Trafik felç olur ama kimse kornaya basmaz..bazen bir akıllı aradan kaçıp önüne mi atladı? Hadi canım, senin acelen var galiba diyerek kimse bağırmaz etmez ve yol verilir.. Biz de olsa tekme tokat kavga sebebidir valla :)

Taksi çok ucuz, ama derdini anlatabilirsen. (bir kaç kez farklı farklı telafuz etmeye çalışın gittiğniz yerin aıdnı.. Tay dili müzikal bir dil olduğu için sırf bir entonasyonun farkıyla br kelime en az iki anlama en fazla 5 farklı anlama gelebiliyor (hmm? azcık karıştırdım sanki.. düz, yükselen, yüksek, alçak ve alçalan entonasyon muydu?? Neyse.. siz anladınız beni :P ) Bir de dikkat, pazarlık etmeye çalıştığı an taksici, ya inin arabadan ya da polise gidelim diyin..

Her memlekette olduğu gibi burada da başınız derde girebilir, kötü deneyim yaşayabilirsiniz (dünyanın her yerinde üçkağıtçı üçkağıtçıdır). Ama altını çizmek istediğim bir şey var: size en çok bela gene turistten, gavurdan gelebilir..barda diskoda sizi başka bir turist rahatsız eder (ederse o da -o kadar güzel, çıtı pıtı tay kızı dururken ahaha :D ) Gece gece, kız başınıza bişicik gelmez başınıza.. E tabi sizin de abidik gubidik şekilde, abşdik gubidik yerlerde dolaşmadığınızı varsayıyorum.. insan her yerde insan.. kötüsüyle de, iyisiyle de sonuçta... Ama Türkiye’den daha güvenli, gerçeği söylemek gerekirse.

Gece mekanlarından da bahsedeyim hemen.

Çook coool, trendy bir tisko var
-Bed supper club diye geçiyor galiba, yanılmıyorsam.
Mimarisi süper. Bol bol yabancı meşhur DJ geliyo.. Gençlerin "avlandığı" bir mekan :) Çok trendy çook :P Bir tarafı restoran, yata yata yiyorsunuz; diğer tarafı club.. Güzel ama her gece, her gece gidilmez.. Genelde girişler 600 veya 1000 baht olabiliyor, o akşamki programa bağlı..ama ücrette üç veya iki içki dahil..içkilere genelde kokteyller de dahil..yada 20 baht ekstra verip kokteyl alınıyor..

Bu arada Tayland’da en çok sevdiğim şeylerden biri fiyatların mekanlar arasında çok büyük farklılık göstermiyor olması, lüks otelin barında da içki içsen gene ayni fiyatı veriyorsun.. mesela güzel bir jazz bar: The oriental 'daki Bamboo bar

-Gene o civarda Q Bar var, olmazsa olmaz.. tam avlanma mekanı- atış serbeeest :D ( genelde tay kızlarımız bu flört girişiminde bulunuyorlar, valla bana bile yazdılar ben ne diim size, yoksa halimde tavrımda bişi mi var decim, ama?? Alla alla :D aslında bunun için bara da ihtiyaç yok ki, her yerde yaziyolar keratalar :P)

-Mystik diye bir başka mekan var. Iki ayrı hatta çatı katini da katin, üç ayrı mekan oluyor.. Her katta farklı müzikler caliyor.. Çatıda ise nargile keyfi :))

-The meritius da 60.katta mı ne çok hoş bir açık hava restoranı (epey tuzlu) ve bir içki içilebilecek barı var.... Adı neydi yaa ?? .. Sirocco!! manzara süper ama, enfes.. diyecek bişi yok..

-Bu konseptte bir de Banyan Tree Hotel'inin çatı katı var. Bir tarafı bar diğer tarafı restoran, Vertigo isimli. E azcık kazık oluyor a la carte restoranlar.. ama barı güzel, fiyatlar da makul. (bakınız aşağıdaki foto.. süper valla)


Bütün otellerin barı var, hepsinde ama tay kızlar tarafından markaja alınırsınız eheheh :D

-Ben bir de Conrad Hotel’inin 87 adli club'unu seviyorum..orada da genelde böyle güzel organizasyonlar oluyor (DJ MJ geliyor işte)

Tabii bir de Siam Square'de Hard Rock Cafe var..iste her zamankinden :) Aaa Çin mahallesinden bahsetmemişim... Aaaaaa :(

Orası da geceleri -7den sonra- açık hava restorana dönüşüyor adeta, kocaman cadde koskoca bir yemekçi dükkanı oluveriyor :D Çok keyifli..ama ole TR’de yediğiniz çin yemekleri ile karsılaştırmayın..burada her şey var..bizim damak tadımıza uydurmaya çalışılmış yemeklerden değil yani.. Köpekbalığı yüzgeci çorbası mesela.. çok meşhur çook, ama ben beğenmedim pek.. damak zevki işte.. Anlatacak daha çok şey var.. giderseniz bir hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçeceği için en iyisi iki hafta kalmaya calisin..e tabi mümkünse daha da uzun :)) Tayland tanıdığım herkesi büyüledi ve kendine bağladı. herkesin akli kaldı. ne kadar uzun kalirsan kal, yetmiyor.. Azcik memleketime doneyim diyorsun, bir de bakmissin Tayland burnunda tutuyor bile.. Çok yazdım..çok uzadı..ama iste anlata anlata bitiremem ben..sustum..valla yoruldum :P

Sevgiler.. Umarım siz de benim kadar güzel anılarla dönersiniz oralardan.

Bu arada,Vertigo resmi haric, butun resimler babama ait :)

Thursday, July 26, 2007

Tayland II - Bangkok 1/2


Tayland yazımın devamını yakın bir zamanda yazmazsam unutup gideceğim ve üstünü toz tutacak diye, hali hazırda 2004 senesinde OM forumunda yazmış oluğum bir yazıyı, azcık değiştirerek ve parçalara bölerek bloga koymak istedim.. (orijinal metin 6 sayfa.. vay be amma çene varmış bende de :P)

Buyrun efendim:


Gelen Türk turistlerin çoğu aç kalmıştır. otel odalarında yanlarında getirdikleri konserveler ve bisküvilerle hayatta kalmayı başarmışlardır.. Bence biraz abartılıyor… her ne kadar farklı bir mutfak olsa da tay mutfağı, Tayland’da aç kalmak herhalde insanin basına gelebilecek en son şeylerdendir, neyse...

Şimdiiik en ideal mevsim aralık başından itibaren baslar ve mart ayına kadar devam eder. bu mevsim de hava az nemli, bol güneşli tam denize girmelik olur.. Oooh tadından yenmezzz :)
Nisandan aşağı yukarı ağustos’a kadar iğrenç sıcak mevsim vardır.. yağmurlardan önce en bunaltıcı havadır.. basınç, bol nem.. kotu yani..yanarsın- pişersin.. çekilmez valla..
Ağustos’tan itibaren yağışlı mevsim başlaaar.. önce çekingen yağmurlar, sonra gökyüzü sanki başına düşercesine yağan tropik sağanaklar.. çooook güzeldir o yağmurlar. ama tabi dışarıda yakalanırsanız vay halinize.. ıslanmadık yeriniz kalmaz.. trafik felç olur.. ağlamak istersiniz.. (gecen haftalarda ehehe.. kuzeye (Chiang Mai) giden sevgili ebeveynlerimin arabası sele kapılmış hala araba kendine gelememiş(miş) :D )

Mevsimler hakkında bu kadar bilgi sanırım yeterli olur.. taylar söyle der: "Tayland’da üç mevsim vardır..sıcak, çok sıcak, çoook çook sıcak" :P ehehe

simdi...Bangkok’a eğer normal tarifeli uçuşla gidecekseniz maalesef baya para harcarsınız.. ama turlarla -her ne kadar kişisel olarak tur fikrine karsı olsam da- çook ucuza yani uçak+otel masrafınızı, çook makul bir fiyata halletmiş olursunuz.. belki en mantıklısı turlarda hoşunuza giden gezilere katılıp gerisini kendi başınıza keşfetmek..

THY'nin her gün Bangkok uçuşu vardır.. bu uçuşlar tıka basa doludur..maalesef THY ucuza uçurmuyor ama ne yalan söyliim, thy kötü seçim olmuyor hiçbir zaman (su sıralar diğer havayollarına bakıyorum ama daha ucuz uçuş bulamadım henüz! AA pardon Azerbaycan üstünden veya Türkmenistan üstünden bu ülkelerin havayolları ile 500dolar gibi bir fiyata Bangkok’a aktarmalı gidebiliyorsunuz.. şahsen ben direk uçuş olduğu için THY'yi hala tercih etmekteyim.. bir de yurtdışından İstanbul aktarmalı da makul bir fiyata gidiliyor gene THY ile. Yani en azından bir ay kala alınsa bile bilet fiyatları KLM veya Air France’dan daha makul!!)
THY’nin gidiş dönüş bileti 600usd ile 900usd arası mevsimine bağlı değişiyordu..

Bu arada eğer henüz miles&miles kartınız yoksa bir an önce edinin çok güzel mil birikiyor böyle uzun uçuşlarda :)) sonra da keyfine göre harca, ooh :)

Belirtmeden edemiiicim, aklıma bir havayolu şirketi daha geldi.. Kenya Airways.. İst-Nairobi-Bangkok uçuşu mevcuttur.. Ben Kinshasa’da iken Nairobi Bangkok yaptım ve uçaktan çoook memnun kaldım gayet makul bir fiyata gittim, ancak İstanbul’dan ne kadara gidilir maalesef bir fikrim yok.. hem Nairobi’de de iki gün kalınabilir..bir taşla iki kuş :) uçuş uzun sürer ama o ayrı..

simdi başka ne vardı???

Hmmm?? Bütçeden bahsedelim.. şahsen ben otelde kalmadım hiç.. Ama oteller Avrupa’yla ve TR ile kıyaslarsanız çok makul fiyatlar sunmaktalar. üstelik hizmet anlayışı süper.. kendinizi krallar gibi şımartılmış bulursunuz.. ileride bu lüks otellerden bahsedicim..

Benim herkese tavsiye ettiğim Sofitel Silom var.. gayet nezih 4yildizli bir otel... 4yıldız dersem de fiyatı aşağı yukarı 50 ile 150dolar arasında değişiyor gene low-high season farkı.. bu arada eğer yanlış anlamazsanız benim size tavsiyem çok ucuz otellerde ya da pansiyonlarda kalmaktansa makul bir fiyat aralığında çok güzel bir otelde kalmak, çok daha keyifli olur... yani makul dediğimiz oteller bile süper olabiliyor.. Türkiye standartlarında düşünmeyin yani..


İnternetten Bangkok’taki çoğu otelde rezervasyon yapabilirsiniz.. Gene bir şey belirtmek istiyorum.. indirim isteyin..her şekilde size bir indirim yaparlar..indirim yaptıramazsanız utanın :D yok şaka bir yana..bu adamlar yüzde 30, hatta daha fazla indirim yapabiliyorlar genelde oda fiyatlarında..
ben gene forum/blog aracılığı ile aklınıza takılan veya bulduğunuz bir otel hakkında daha ayrıntılı bilgi vermeye çalışırım..

Lüks otellere gelinceeeeee...
Kalmak çok mümkün olmuyor..ühü ühü :'( geceliği 300 USD gibi bişi aslında (yani Avrupa standardında çokta pahalı olmuyor aslına bakarsan.. ama ha ne yapabilinir, paraya kıyıp bir gece kalınır, hevesini alırsın eheheh) Ama ama inanılmaz hoteller bunlar!!!!!! (gene bir şekilde bu otellerde de indirim yapılıyordur bence, ha ama ne oluyor 300USD değil de 200 olabilir geceliği :)) (şimdi netten baktım, özel internet fiyatları da varmış mesela 229dolara iki kişilik oda gibi -ahahah benim burada İbis Hotelde vereceğim paraya denk geliyor üç asağı beş yukarı!!)

Bu oteller: en meşhuru The Oriental Hotel.. kalınmasa dahi burada bir "high tea" içmeden dönerseniz ayıp!!


Author's lounge’da her gün saat beş civarı güzel sandviçler güzel tatlılar esliğinde kendinizi şımartın.
Diğer lüksleri sırayla sayıyorum: (nehir kıyısındakiler) Shangri-La, Sheraton Royal Orchid, The Peninsula, Marriot, Sehir merkezindekiler: Conrad, Sheraton, Plaza Athenee, Banyan Tree vs vs.. bütün bu otellerde hem aksam beş çayı çok güzel olur (bazılarında canlı müzik de oluyor), hem de aksam acık büfe süper yemek yenir.. deniz mahsullerinden tutun sushi’lerine kadar.. enfes enfes!!! tas çatlasa da 50dolar verirsiniz bu sinirsiz yemek için!!!!


BEN BANGKOK’U OZLEDİMMMM!!! :((

neyse.. tabii herkesin Bangkok deneyimi kendine..
bütün bu güzelliklere karsı gene çok zevk alarak en salaş yerlere de takilinabilir: backpackerlerin cenneti diye bilinen Khao San Road bölgesinde hem ucuza guest houselarda kalabilirsiniz hem güzel güzel diğer "bitlilerle" kaynaşabilirsiniz :P The Beach filmindeki gibi :D
Khao San Road’daki guest housler hakkında çok bir fikrim yok o yüzden nelere hazırlıklı olmanız gerekir söyleyemeyeceğim maalesef.. Ama ortam süper.. Yemekler süper..o cadde kendine has ve çoook keyifli bir yer :))

ALTİNİ CİZMEDEN EDEMEYECEĞİM SAKİN HA İLEGAL AKTİVİTELERE GİRMEYİN.. VALLA AKLİNİZ ALMAZ BİRDEN "MİDNİGHT EXPRESS Filminin Tayland versiyonunda bulursunuz kendiniz!!!!! Çok ciddi bir suçtur!!!!! kimse kurtaramaz sizi

......

Bütçeye gelelim.. nasıl bir tatil geçirmek istediğinize bağlı olarak değişebilir.. sokakta yemek yerseniz (seçerek ama-yoksa motor ariza yapabilir.. hatta nerde yerseniz yiyin zaten yapacak ahahaha )neyse..pardon :D, evet sokakta bir Ogün için 40baht verip karninizi doyurursunuz ama herşey tay yemeği yiyip yiyemeyeceğinize bağlı.. yoksa bisküvi ve konserve ile zaten yemek masrafından kurtulmus olursunuz :P.. Eğer yediklerinizden emin olamıyorsanız vejetaryen yemeklerini deneyin..en azından içinde ne domuz ne de başka yenmicek şeyler olmadığına emin olursunuz..gayet de güzeldir vejetaryen yemekler..

Eğer yok ben sokakta yemem diyorsanız da, size hem makul fiyata hem de her şeyden denemeniz için iyi bir secim olabilecek Central Chitlom Alışveriş merkezinin en üst katındaki The Food Loft'u öneririm.. aslında hep ayni yemekler ama en azından daha bir güven verici olabiliyor bu food court. Gene yok kalsın ben Uzakdoğu mutfağını sevmiyorum diye ısrar ederseniz de Pizza Hut var, Kentucky Fried Chicken var, Mc Donalds var kardeşim, aaa :D

Tayland ucuza ve güzel Çin yemeği ve Japon yemeği yiyebileceğiniz ender yerlerden..özellikle Japon yemeği için geçerli.. meşhur Oishi isimli bir restoran zinciri var.. 500baht'a yani 12-15usd'a acık büfe cin-Japon ve Sushi bar..oooy..oyyyy süper süper!!!!!
Gene oishi marka soğuk yeşil çayı da şiddetle tavsiye ederim..her yerde bulunur..ballısı, limonlusu valla hepsi çok güzel bana göre :P

Bangkok deyince ben böyle kendimi kaybediyorum.. Türkiye’nin dışında yaşamak istediğim tek yer diyebilirim.. büyüleyici, huzur verici ve hiç uyumayan bir şehir :))

Ben bol bol mideyi ilgilendiren şeyler yazmışım.. kemküm :P biraz da turistik mekanlardan bahsedelim..



Maalesef Brüksel'e gelirken ağırlık oluyor diye foto albümlerimi getirmemiştim, o yüzden kendi çektiğim resim hiç yok elimin altında, zamanında babamdan aktarmış olduğum onun çektiği birkaç resim var ama çok eksiklik hissediyorum böyle kuru kuru anlatınca Bangkok'u..
Süper bir site buldum ama çok güzel resimler var, ve işte budur dediğim resimler hepsi. Merakınızı gidermek için boş vaktinizde Bangkok Photos'a bir tıklayın derim ben :)
Bunun dışında, ilk resim Peninsula Hotel'inin sitesinden, ikinci resim'de Oriental'ın sitesinden alınmıştır. Üçücüsü ise Banyan Tree sitesinden alındı.
Diğer resimler ise Babişkomun çektikleri.. hay allah izin de istemedim ama :)))