Thursday, March 8, 2007

Sanatsal doygunluk

Sanatsal :)


Dun aksam Anton Cehov'un Marti isimli piyesine gittik.

Cehov'la ilk tanismam oldu :) Pek de guzel oldu.

Oyuna dair hic bir fikrim olmadigi icin butun onyargilardan uzak bir kafayla seyrettim ve mizanseni beni cok sasirtmasina ragmen cok da begendim.

Theatre National deyince, aklima hemen buyuk bir salon ve sira sira kadife kirmizi koltuklar geliyordu.
Ancak buyuk bir saskinlikla, tavandan asagi sarkan koca bir ekran, hemen altinda ust uste konmus kucuk televisyonlarla yapilmis ufak bir sahne, sahnenin az ilerisinde tam karsisinda bir balkon...

Bizleri de sahne ve balkon arasindaki puflara ve bu miznasenin sagli sollu iki tarafina yerlestirilmis tahta banklara oturtturdular.

Puflarin ustunde ise birisi uyuyordu, etrafta da siyah elbiseli bir kadin ve yuzunde bir siritma ifadesi olan bir erkek dolasiyordu.

"Gosteri az sonra baslayacak" dedi kadin etrafta dolasarak ;)



Birinci sahneyi bu sekilde izledikten sonra, yukaridan dort bir tarafi ayri ayri yonlere bakan televizyonlarin sarktigi salonun diger tarafina gectik.
Sagli sollu sahnenin birer parcasi seklinde gene tahta banklara ve ortaya yayilmis masalara da seyircileri otturtuktan sonra ikinci perde basladi.. oyunun icinde tamamen kaybolan, ama cektigi ve zumladigi karelerle yukarida asili olan televizyonlardan, oyuncularin yuz mimiklerini, bakislarini ve nefes alislarini bile bize aktaran bir kameraman vardi. cok ilginc ve basarili buldum bu canli kamera ve televizyondan seyretme olayini.

Cok enteraktif bir oyundu, cok :)

Theatre National Marti'yi gecen sene ilk defa sahnelemis ve 2006 senesi tiyatro odulune layik gorulmus.

Gercekten de cok keyifli bir 4 saat gecirdim (tahta banklar disinda :P)

Belcika'da seyrettigim ilk oyundu. Buna benzer etkinlikleri daha yakindan takip etmek niyetindeyim. severim ben operayi baleyi :)

Aklima Moldova geldi, iki kurusa ne kadar da basarili balelere, operalara, konserlere gitmistik.. Hele gene unutmadigim bir sey varsa sanatla ilgili, eski sovyetlerdeki sanata olan saygidir.
Zar zor gecinirler iki kurus maasla ama gittikleri bir baleye veya herhangi bir gosteriye sanatciya sunmak uzere ellerinde muhakak iki karanfille gelirler.


********************

Doygunluk :)


Gecen aksam caaanim Candan marketin kasabindan cok canim cektigi icin aldigim cigeri, arnavut cigeri olarak pisirdim :)

Hayatimdaki ilk ciger pisirme deneyimimi Kongo'da yasadim. Artik canimiz nasil cektiyse, ozel olarak lubnanli kasaptan-helal yani ehe ehe :D- ciger istemistik. Adamcagiz da cigeri getirip bizi aramisti.. tabi ben nerden bileyim cigerin zarinin oldugunu arti bu zarin cikmak istemiyecegini??? Artik nasil bir sinirle ve galeyanla zarini temzilediysem kizartma isini Ilker'e vermistim asabi bir tavirla, ben temizledim artik sen kizart diye (ne kadar da asabiymisim valla :P cik cik kinadim kendimi ) tabii belirtmeden edemiciiim, tirnaklarimin arasina kadar giren kani cikarmak da verdigim bambaska bir savasti :)
Butun bu ciger macerami ve benim sinir krizimi anneme anlatinca da, "aaa, cigerin zarini soymanin bir puf noktasi var" dedi

uzgunum ben o puf noktayi unuttum, ogrenince yazarim :)


Herneyse, caaanim Candan Marketin Kasabinda tabii ki zari temizlenmis sekilde satildigi icin seve seve gecen gun ciger aldim ve Belcika'da 2. ciger pisirisimi yaptim..

Tabii sanirim ben gene de yemekten bu kadar zevk almasam bu ciger isine hic mi hic girmem, simdi igrenenler okumasin buralari: elinden kayiyor, vicik vicik, gene tirnaklarinin icine kadar kirmizi yasam sivisi giriyor ve cikmak bilmiyor da sonunda, ve kokuooo :(

AMA DEGER MI?
DEGEEEEEEER !!! :D

Tarifini de veriyim ben hemen, afiyetle iki obur bir oturusta yedik koca porsiyon cigeri, aksama kadar da ciger gibi gezdim sonra :D


Arnavut Cigeri:

- Dana ciger (ben ince kesilmis iki uzun parca dana cigeri aldim, sanirim 400-450 gr geliyordu)
- yarim su bardagi un
- kirmizi biber
-tuz
-kara biber

-kizartmak icin sivi yag

garnitur icin
- piyazlik dogranmis iki orta boy sogan
-bir avuc kadar dogranmis maydanoz
-sumak

garnituru hazirlayalim:
dogradigimiz soganlara bolca tuz ekleyip avcumuzla ova ova soganin acisini cikaralim. Bu islemden sonra bolca suyla soganlari yikiyip suzelim ve dogranmis maydanozlar ve sumak ekliyerek iyice karistiralim :)

cigere gecelim:
1/cigerin siniri varsa temizleyelim, saginda solunda zar kaldiysa onlari da temizlemeye calisalim. findik buyuklugunde keselim.

2/ buyukce bir tepsiye unu, kirmizi biberi, kara biberi ve tuzu-damak tadimiza gore ayrlayip koyalim ben kirmizi biberini bol tuttum ama tuzunu az. Iyice birbirine karistiralim hepsini (etrafi pisletmemek baabinda tepsi dedim ama genis bir borcam da ayni isi gorur)

3/kestigimiz cigeri unlu karisima koyup, cigerle unu iyice karistiralim (sallayalim tepsiyi veya bocami)

4/ onceden iyice isttigimiz (kizgin ateste) yaga fazla ununu silkeleyip cigerleri parti parti kizartalim. sanirim 2 dakka kizariyor, cok kizartmayin komur gibi olur valla :)

Soganli-maydanozlu garniturle beraber sicak sicak servis edelim
minik pide ekmekleriyle yenmesini tavsiye ederim
bir de yanina kola ohhh :)

(yukaridaki resimde, sol tarafta cok fazla kizarttigim ilk partiyi gorebilirsiniz.. yenmicek gibi degildi ama sertlesiyor sonucta fazla kizarinca)

2 comments:

Yeşim'in Mutfağı said...

Puf kısmı bana da biraz garip gelse de, beğenmene ve iyi geçmesine sevindim. Belki biliyorsundur ama yine de yazayım, le soir her çarşamba şehirdeki kültür-sanat etkinliklerini anlatan bir ek veriyor.
Ciğer de güzel gözüküyor, bizim evde de ciğer yapiyim diye gözümün içine bakan biri var ama ben çok sevmediğimden hiç denemedim. Ama olur da yapmaya karar verirsem tarifin aklımda olsun :) Ellerine sağlık...

Asli A. said...

Valla 2 saat tahta banklarda oturduktan sonra o puflarda oturabilmek icin rusvet bilem verirdim :P

Le soir'i internetten okudugum icin hic bilmiyordum carsamba kultur-sanat eki oldugunu, elime o pis gazete kagidini almayali ne kadar cok oldu, ozledim de :)

Olur da ciger yaparsan sen sadece kizartma islemini yap o zaman ;)