Monday, February 12, 2007

Yorgunum yorgun...

Cuma'dan beri evde oturamadik soyle ayaklarimizi uzatarak inanir misiniz?

Persemde'den basladi aslinda bu kosturma ve hafta sonu da iyice artti tempo.. party animal miyiz yoksa social animal mi anlamadim ama bir animallik oldugu kesin :P ehe ehe ehe

Efendim, persembe gunu, bloga da yazdigim gibi Gent'e arkadasima gittim. Nurtopu gibi bir oglusu oldu :) Allah anali babali buyutsun. Gent'e trenle gittim, hem o gun kar yagdigi icin yollar kalabalik ve tehlikeli olabilir diye hem de Gent'de hastane ararken ben kabolurum kesin diye. Ohh, guzel guzel de gidis yolunda uyudum :) Donuste ama trenimi kaciridigim icin rusca dersime ucu ucuna yetistim..

Eveeet, persembe gunu ilk rusca dersime de gittim. ULB'nin ve Bruksel ticaret odasinin ortak verdikleri aksam kurslari iste.
Hocamiz 50-55 yaslarinda bir bayan. Dersteki diger insanlar ise karmakarisik, 3-4tane gencecik kiz var-biri de moldovaliymis :)- orta yas ve ustu de buyukler var, hatta iki tane beyin de esi rusmus :) nasil mi ogrendim ? "Hocam, benim esim bu soylediginizin boyle olmayabilicegini soyledi bana..." diye basliyan cumlelerle :D

Yanliz, ilk izlenimim cok kotu oldu, dest bana cok sikici ve kotu duzenlenmis geldi. Benden baska 3 kisi daha yeni kayit olmustu, 4. kur sonucta, hepimizin az cok rusca bilgisi var ve ders tecrubesi var.
Hoca cok fazla fransizca konusuyor, tahtayi hic kullanmiyor ve en kotusu onceki kurdan kalma ders notlarini istedik veya hangi ders kitabini kullandigini sorduk, en azindan ne ogretmis ne ogretmemis hem bizim icin de bir tekrar olur diye, hocanin elinde onceki kurdan hicbir sey yokmus (??!!) ders kitabi da almayin dedi, kitaplarda butun gramer bilgilerini veriyorlarmis, hoca ama secerek eleyerek verdigi icin, cok anlamli olmazmis bizim icin dedi (??!!) :(((
Benim o aksam zaten butun hevesim gitti. Motivasyonum sifirin etrafinda gezinmeye basladi..

Hani ben aslen ispanyolcaya kayit olmak istiyordum ya, aradim bu sabah, boyle boyle, ders degistirebilir miyim diye.. olmuyormusssssss... burda elini verdin mi kolunu kaptiriyorsun resmen yaa.. para iadesi de olmuyormus... napalim?? gidicez ruscaya elimiz mahkum.. Keske Katia hocadan kalma ders notlarim ve kitaplarim yanimda olsaydi :(
Ah Katiuska ah, cok iyi bir hocaydin gercekten de, kekse burda olsan da gene rusca ogretsen bana..

Neyse, ev odevi de var.. kaynak olmadan da insan afaliyor ya.. indirect speech'e cevirecegimiz bir metin verdi gecen ders.. elimde ama o dersle ilgili hic brisey yok.. ya gidip kitap karistiracam kitapcilarda, ya internetten buluca, ya da kendi kafamda kalan indirect forma sokup oyle teslim edicem odevi :P

Persembe aksami, anliyacaginiz gibi moralim bozulmus, acayip yorgun bir sekilde saat 21:30da evime geldim.. ilker daha yemek bile yememisti, ve eve geldiginden beri internette sohbet ediyormus arkadaslariyla :P sonra da sen beni ac birakiyorsun diyor >:(
Ve biz iki akilli, bir turlu seyredemedigimiz "The Astronaut's Wife" isimli filmi oturduk saat 23de seyretmeye basladik. E tabii ertesi sabah pestilimiz cikmis, uykusuz, keyifsiz bir sekilde uyandik.. hatta ben uyanamadim bile :(

**********

Eveeet Cuma aksami Bruksel'in gece hayatina aktik :P
Ilk once Rosa Art Lounge diye bir yere gittik "the place to be" imiss.. erken bir saate gittigimiz icin baya tenhaydi, ama rosa ismini yakistirdigimiz ve ortak ozelliklerinin mini etek oldugu bir grup bayan da bizim gibi erken gelmsilerdi :) ihi ihi ihi.. onlar barda sosyallesirken, bizde kucuk arkadas grubumuzun icinde mojitolar ve biralar esliginde sohbet ediyorduk :)
Saat gece yarisina yaklasirken tabii icerisi kalabaliklasti..

Ben bir ara kapidaki iri cusseli orta yasli, redingotlu portier mi diiim yoksa kapidaki eleman mi diyeyim... neyse iste, kapidaki abiye bakarken dusuncelere daldim: Onun gorevi iceriye uygun olanlari almak, almamak, kapiyi acmak, gerekirse zorla birilerini disari eslik etmek, ve mini etek giymis rosa bayanlarini kollamaktir...
Cok klas giydirmisleri, cok kibar bir sekilde bize kapiyi acip " iyi askamlar, hosgeldiniz, iyi eglenceler" demisti.
Isi bittikten sonra, ustunu degistirecektir, bir kot pantalon, ustune de bir kaban veya eskimis bir deri ceket giyip; ayagina eskimis spor ayakkabilarini veya postalimsi botlarini giyip evinin yolunu tutturucakti. Evi ya St. Josse civaridir, ya Anderlecht ya Schaarbeek veya benzeri bir mahalledidir. Eve gidince sabahtan kalma yemegini isitip yiyecektir veya hazir konserve yemek isitip televisyonun karsisina oturucaktir... bir sigara yakicaktir ve birileri ise giderken o uyumaya calisicaktir.

Nerden aklima geldi adamin hayatini dusunmek ve hayal etmek bilemiyorum o an. Ama bazen bana boyle seyler oluyor. Her birimiz kendi kucuk dunyamizda yasiyoruz. Bununkucuk dunyamizin hemen disinda ise bir sekilde iletisime girdigimiz insanlarla -otobuste yanina oturdugumuz, markette kasada para odedigimiz insanlarla- bu karsilasmalarimizda bir saniyelik bir ilk izlenip edinip, aklimizin ( bilincimizin ortaya cikarmadigi) bir kosesinde o kisiye dair bir varsayim yerlesiyor aninda.

Ben iste bazen, otobuste otururken etrafimdaki insanlarin hayatlarini, benim onlara baktigimda edindigim ilk izlenimle, kim olabilecekleri, nerden nereye gittikleri, onlarin yasadiklari sikintilari, hayallerini soyle bir hayal etmeye calisiyorum. Bunu aslinda sik sik yapiyorum.
Manyak miyim yoksa ben? Pskikopatligin ilk gostergeleri midir bunlar :P

Iste gene boyle bir animda ben de Rosa'nin kapidaki gorevlisinin hayati hakkinda iki saniyede bir senaryo yazdim kendimce ve hersey bir film seridi gibi yansidi kafamin icinde.

Neyse, ben Bruksel gecelerinden bahsedicektim aslinda.. nerden daldim bu konuya. evet cok daginik bir insanimdir ben, aklimda bibir tane dusunce ayni anda oldugu icin herseyi birbirine karistiririm, sonra da ayikla bakalim kolaysa :D

Eveet, iki bira bir mojito ictikten sonra Rosa cok acmamaya basladi beni.. aslinda aklim evdeydi, soyle uzanip oooh guzel bir film seyretmek ne guzel olurdu simdi diyordum icimden.. ama tabii "uyuz" olarak siniflandirilmak istemedigimiz icin sanirim hepberabar e bari mekan degistirelim dedik ve daha once cok bahsedilen ve cok cool olan bir bara gidelim dedik- The Flat

Simdi daha onceden de duymustuk biz burayi gene Bruksel'in trendy yerlerinden biriymis iste, ozelligi de adamlar bar'i bir ev gibi duzenlemisler-ya da aslinda aldiklari evi hic bar'a cevirmekle ugrasmamislar ;) Yani, salon-salle a manger derler ya iste oyle bir barmisss.. insanlar heryere yerselsiyormus yani banyo, yatak odasi vs :) Biz de hatta geyik yapmistik kendi aramizda.. arkadaslarla beraber toplasip banyoda klozete oturup birseyler icmekte cook 'cool' olmalidir diye :P
Herneyse, gittik gorduk iste:

Acayip kalabalikti the flat. Giris kat ince uzun ama bildigimiz bar, yoksa orasi mutfakti da ben mi anlamadim-hos anliyamazdim o kadar kalabalikta :( Ankara'daki Borsa Pub gibi icki borsasi da varmis, piyasayi takip edenler icin ekranlar vardi :)

Ust kat oturma odasi, yemek odasi seklindeydi ve arka tarafta da yata odasi ve banyo vardi.. Bence gelmisken en ilginc olan yerlerde yani, yatak odasinda ve banyoda 'oturmak' lazim.. isin espirisi orda :D yandaki resim The Flat bar'in yatak odasi bolumu

Hic kalmadan-yer yoktu zaten oturucak-ciktik ordan. Tam haydi gencler dagilalim, herkes evine diyecekken.. daha onceden sms attigimiz arkadasimizdan cevap geldi, evet biz hala burdayiz, geliyor musunzu. Aksamdan da ugramaya calisiriz demistik.. tipis tipis gittik :)

Vay Vay Vay.. Bruksel neymis boyle?? Arkadasimiz bize bar saint louis demisti, ilker de ben de, bole salas bir pub hayal etmisiz. Bir gittik ki kapisina, cekmisler iki tane Ferrari, havasindan gecilmiyor valla :)
Ismi de bar st. louis degilmis, Cercle Prive Le Saint-Louis imisss

Fazla ciks idi benim zevkime gore.. belki de musteri kitlesini begenmedim...
Neyse iste, girdik, iki lak lak, sonra da ciktik zaten.. ee saat 2e geliyordu pilimiz bitmisti bu aksam icin :D

*******

Cumartesi, Pazar misafirimiz vardi aksam yemeginde.. evet sushi de yaptik gene bu hafta sonu.... hem de yeni bisi daha kesfettik crab and shrimp rolls :) cooooooook guzeldiiii.. al buzluga at, cikar kizart 5 dakika, afiyetle ye :)

Burda bilen biliyor, Kam Yuen Asian Market var, Bourse tarafinda Vierge Noire sokaginin ve St. Catherine sokaginin kosesinde.. super bir yer.. hersey var.. hatta hint baharatlari bile var ilgilenene.. biz ama daha cok cin ve tay mutfagi icin malzeme aliyoruz.. ama her gittigimizde kendimizi kaybediyoruz ve karar vedik, her seferinde ilginc gelen birsey alicaz diye, tatmak icin. Dondurulmus mini spring roll'lari kesfettik, karidesli gene dondurulmus dim sum'lari kesfettik, sesame balls kesfettik ve iste yazdigim yengecli ve karidesli spring roll son kesfimiz ama bayildim bayildimmmmmm :D tek sorun icinde sadece 8tane var :(
Butun aldiklarimizi bakalim nasilmis acaba diye aldik.. sonucta hepsi dondurulmus kotu de olabilir dimi :) ama yok, hepsi superdi :D Dim sum cok basariliydi ozellikle. Yani evde Dim sum yiyebilmek de cok guzel bisi yaw.. ay agzimin sulari akti bak simdi... miam miam.. :P


*******

Karnaval mevsimi de yaklasti.. yoksa basladi mi bile??
Burda Turk koyu diye bilinen bir Walon (Belcika'nin Fransizca konusan bolgesi ve toplulugu) sehri varmis Faymonville miydi ismi?? Bana anlatilan hikayesi cok hostu, hacli seferler sirasinda bu koyden kimse katilmak istememis seferlere ve bahane olarakta: biz Turkuz olmaz, gidip catisamayiz oralarda demisler :) O gunden beri de bunlara Turk muamelesi yapilmis hep ve bu Faymonville bu Turkluyu oyle bir benimsemis ki geleneksel olarak her sene giyinip suslenip karnaval zamani Turk korteji yapip geziyorlarmis sokaklarda :)

Simdi bu konuda internette bilgi ararken bunu buldum
Burda daha farkli versiyonlari da var Faymonville turklerinin hikayesi hakkinda. Okuyun bence :) Okuyun ki ben bir kere daha buraya yazmiim orda yazilanlari :D ehe ehe
( ay cok hos ya.. futbol takimilarinin ismi de turkania :))

Bu sene ayin kacinda acaba.. kacirmamam lazim :) resim cekip koyarim blog'a siz de gitmis kadar olursunuz boylece ;)

*******

Ben gene uzuuuuun uzuuuuuun yazdim.. kisa kisa yazma gibi bir aliskanligim yok sanki??? Nedir bu kizim, az yaz oz ya.. biy biy biy.. diy diy diy yazdim da yazdim.. daha sik yaz daha az yaz.. bak kac saatir internet basindasin.. aksama da pilates'e gidiceksin.. saat kac oldu ki.. valla bir saat sonra cikmam lazim.. abooo

sevgiyle kalin :)

3 comments:

Yeşim'in Mutfağı said...

Yazdıklarını büyük bir zevkle okudum, nadide Brükselimizin gece hayatı hakkında bilgi edindim :) Kam-Yuen'i biz de bu yakınlarda keşfettik, o kadar çok çeşit var ki ne alıcağımızı bilemedik, sizin deneyip beğendiklerinizle başlayalım o zaman :) Faymonville de çok ilginç hakikaten,şimdi okicam yazıyı, bu sene karnaval yanlış bilmiyorsam eger 18 ya da 19 şubat olmalı, ama emin de değilim.
Sevgiler,

Asli A. said...

Yesimcim :)
ben de ilk defa bu kadar gezdim bruklel'de inan bana :)
Kam yuen bu arada gercekten de super bir yer.. ozellikle buyuk paket( icinde 60 adet mini spring roll var ) karidesli spring roll'lardan alin bak, pisman olmazsiniz :)(hos bu buyuk pakettekinde karides tadi cok gelmiyor ama olsun -bahsettigim yengecli karidesli 8'li paket cok guzel ama cok cabuk bitiyor tek dezavantaji o) bir de spring roll sauce satiyorlar ondan da alin, evde birsey olmadiginda hemencecik atistirmalik oluyor :)
Faymonville icin ben de arastircam simdi ama elimi cabuk tutiim, yoksa soylemeseydin ben gene laylaylom etrafta dolasirdim ve gene kacirirdim bu sene de :)
sevgiler.

Yeşim'in Mutfağı said...

Evet doğruymuş 19-20 şubat, bak ne buldum ;
http://www.binfikir.be/index.php?option=content&task=view&id=2686