Wednesday, July 25, 2007

Sil Baştan?


Şu sıralar kafayı yemiş durumdayım..


İnsan hayatına bu kadar zor mu yön verir kardeşim? Bu kadar zor mudur karara bağlayıp hadi bakalım kolları sıvayalım demek ??

Her şey ortada işte, A planı mı, B planı mı derken birden B planı suya düşüyor bu sene için.. ama azıcık daha araştırdığımda, bu sefer karşıma aklıma gelmeyen bir C planı çıkıveriyor.. Aslında şimdi hatırladım...Kongo'ya gittiğimde ben bu C planını düşünmüştüm ama sadece düşüncede kalmıştı.. Şimdi yeniden karşıma çıktı, bak sen?

Neden bahsettiğime dair hiçbir fikriniz yok biliyorum.. kendi düşüncelerime dalmışken birden yazarken buluverdim kendimi...

Efeendim, açıklayım ben size.. biz böle ailecek zırt pırt ülke değiştiriyoruz ya.. e benim de elimdeki, affedersiniz pek bir havalı Siyaset Bilimi & Kamu Yönetimi diplomamın, bu gel gitlerle dolu hayatımızda havasından başka bir getirisi olmuyor bana.. çok de severim kendisini: P az ter dökmedik alacağız diye, ama işte mutfağıma çerçeveleyip asmaya henüz elim varmadı... (hey gidi günler heeey... pek bir nostaljik oluverdim birden) Hmpfff :'(

Ne diyorduk? Hmm? E biz napcaz o zaman dedik? Orada burada, zaman ve mekanı hiçe sayabilecek, süper güçlere sahip bir diploma olsun elimizde o zaman dedik.. sihirli değnek misali :D

Düşündük taşındık, benim de sevdiğim şeyleri ele aldık ve dedik ki.. Aslı, sen madem böle yabancı dil öğrenmeyi de, öğretmeyi de pek seviyorsun, e o zaman haydi bakalım geliştir şu işi ve al eline bir dil diploması ki, öğretmenlik kapıları sana açılsın :)

Nasıl bir plan ama? Evet çok düşündük, belli oluyor dimi :P

Buna alternatif bir sürü muhteşem fikirler de vardı ama, memur çocuğu olunca (yok babişko sen üstüne alınma, ben çoook mutlu bir hayat geçirdim memur çocuğu olarak, daha güzel olamazdı inan bana, çok teşekkür ederim bizlere sunduğun bu hayat için :) -parantezi kapatalım yoksa nostalji gözyaşlarım şıpır şıpır akacak şimdi) ... evet, kendimize garanti bir iş alanı arayalım dedik, şöyle emekliliği de olan :D


Aslında muhteşem fikirlerimin arasında mesela çikolatacı (*) olmak, sanat tarihi okumak vardı (Türk filmlerindeki zengin fabrikatör kızının İtalya’da okuduğu gibi eheheh :D), yazarlık denemeleri vardı.. hatta ve hatta emlakçı bile olmak vardı-e biz Brüksel’de ev ararken çok zorlandık ya, biliyoruz beklentileri ve eksikleri)

Çok uzattım çok.... Daha bir sürü yere telefon etmeliyim.. ama kimseye ulaşamıyorum.. valla bir tek TR deki ve Belçika'daki üniversiteler çalışıyor sanki.. Maşallah, Fransızlar kompile tatil :D

Evet, iki tane seçenek kaldı elimde,

1/ Dil ve Edebiyat Master’ına başvurmak.. ki jüri kararı ile kabul edilirsem edileceğim.. dur bakalım.. eğer ekstra ders vermezlerse iki sene okunacak ve Belçika'da ders vermeği garantilemiş olacağız.. Tr için bilmiyorum diyeceğim, çünkü Ankara'da görüştüğüm eğitim enstitüleri "hayır efendim, master yeterli değildir, lisansınız dil olmalı" dedikleri için.. azcık tedirginim..

2/ Uygulamalı Yabancı Diller lisansımı bitirmek.. ama uzaktan bitirmek.. Paris X Üniversitesinin uzaktan eğitiminden yaralanarak benim teee fiii tarihinde Fransa'da başlayıp bıraktığım bölümün lisans derecesini almak... tahminen 1,5 sene (evet bölüm değiştirdim, hayat işte böyle bir şey.. değiştirmeseydim şimdi bu dertleri yaşamayacaktım, değiştirmeseydim ama İlker’le tanışamayacaktım.. yoksa kaderin bir cilvesi dediğimiz şey aslında ne yaparsan yap, varacağım nokta aynı mı demektir ?? )

Lisans dediğime bakmayın, bütün sistem değişti Avrupa'da artık Lisans Diploması 3 senede alınıyor (evet mantıken bizim 4 senelik üniversite diplomamıza denk) ama giderek 5 senelik eğitime doğru yönelim, bizim anladığımız üniversite mezunu master derecesiyle bitirmiş oluyor okulu... evet benim de kafam karışıyor.. lisans diyorum Belçikalı anlamıyor, bachelor diyorum Fransız anlamıyor bu sefer.. aaa ben türküm ama, benim hiç anlamamaya hakkım yok mu? işte ne gerekiyorsa yapın da şu lisansımı (Türk kriterlerinde) alayım işte....

ahaha aklıma şimdi başka bir şey daha geldi ama özel okul olduğu için çok tuzlu.. aslında göreceli tabii ama.. bu Fransa'daki eğitimle de aynı kapıya çıkıyor aslında.. ama uzaktan eğitim yerine, Brüksel'de okullu olmak anlamını taşıyor..


Sil baştan, yeniden okuyacağım ben bu gidişle.. kucağımda çocuğum derslere girerim artık eheheh :D (bak gene bu lafla yoksa çocuk mu gelio diye heyecanlananlar var biliyorum :D.. benim ki lafın gelişi caaaanım... )


Kalın Sağlıcakla :)



Açıklamalar:

( * ) Efendim, pek muhteren abiciğim (Türk Dil Kurumu Müfettişi gibi maşallah), geçen yazılarımdan birinde , çikolata kelimesini ısrarla yanlış yazdığımı (çukulata), telefon görüşmemizin ilk dakikasında dikkatime getirmişti.. Malumunuz, bazılarınızın gözünü tırmalıyordur zaten, yazılarımda çok fazla yazım hatası oluyor, biliyorum.. bazen bir an önce yayınlamak için, kontrol etmek çok uzun ve zor geliyor (e çok uzun oluyor yazılar, yoruluyorum valla). Sevgili eşimin tavsiyesine, word'da yaz, sonra buraya yapıştırmayı da pek uygulamıyorum .. ama bu minik kutucukta yazmakla, word'da yazmak arasında çook fark var... yazan bilir diim :P, dimi ama ? Neyse, uzun lafın kısası.. bazen daha çok çaba sarfediyorum yazarken, ama inanın konuşma dilinde yazmak da ayrı bir hoşuma gidiyor ve sanki kendimi o zaman daha iyi hatta "sesli" ifade edebliyormuşum gibime de geliyor..

Çikolata kelimesine gelince.. "çikolata" telafuz ve yazılış olarak bana hep yanlış gelmiştir.. niye bilmem ama ,doğrusu kulağıma çukulata hep daha güzel geliyor.. (mesela menü-mönü, sandviç-sandöviç örenklerinde olduğu gibi..) ama yanılıyormuşum.. Hatta zamanında bir şarkı vardı.. "Çikolata kız, çikolata kız" diye.. amma cık cıklamıştım.. yanlış söylüyor diye.. evet ben burda noktayı koyayım en iyisi :)


Türk Dil Kurumu:

çikolata
isim İtalyanca cioccolata

Yazım Kılavuzu'nda Söz


çikolata çikolatacı çikolatacılık,-ğı çikolatalı
çikolatasız


****

Kaynak niyetine : yukarıda çalışan kızların fotosunu, bütün günümü geçirdiğim ULB'nin sayfasından aldım..


6 comments:

Anonymous said...

Meslek olarak uzaktan ve serbest olarak da yapabileceğin mütercim tercümanlığı da düşünebilirsin. Üstelik gittiğin ülkelerde öğrendiğin dillerin hepsi mesleğine bir artı katar.

Asli A. said...

Tercumanlik benim de aklimda olan bir sey, fikir ve dusuncen icin de cok tesekkur ederim :) benim aklima takilan tek sey, uc dil etrafinda donuyorum ya ben (en iyi bildigim) fransizca ingilizce ve almanca.. korkum eger bu dillerde mutercim egitimi alirsam, gunun birinde, mesela breziyla'ya gidince bir isime yaramamasi..cok kafa yoruyorum cok :(.. kollari sivayip ise koyulacagima, kafa yorup yerimde oturuyorum.. deli olcam :(

Meltem said...

Selam Asli,
ben burda o kadar kitapsizlik cekiyorum ki - kitap listene baktim da ordan hoppala atladim bu konuya - insanin kendi dilinde okumasi gibi yok bi kitabin tadinin genzini yakmasi icin... Yuzyillik Yalnizlik`i da oku olur mu? Kolera Gunlerinde Ask`in kardes ktabi o...
Sevgiler,
Pigmelerle danseden :)

Asli A. said...

Meltem, sana kitap yollayalim dicem eger posta sistemi calisiyorsa senin oralarda :))
Bu arada Yuzyillik yanlizligi okumaz miyim?? GGMarquez hastasiyimdir da :P ama ben kolera zamani aski cok daha fazla sevdim :)
Bu kitap isinde ciddiyim, hos burada ancak bizim kutuphaneden yollarim sana kitap, ehehe sansina ne duserse :P

Meltem said...

cok tesekkur ederim tekllifine...brukseldeki kutuphanene goz dikmek pek yuzsuzluk olur. turkiyede olsaydin dayanamazdim ama :) yuzsuzluk muzsuzluk umurumda olmaz isterdim.
Sevgiler,
Meltem

Giem de Bruxelles said...

Ooo Aslı, ben sana yorumumu yüzyüze söyleyeyim. Seni çok iyi anlıyorum...

Diploma tozu alan Gizem