Friday, June 22, 2007

Mevsimleri geri istiyorum !!! (+Bonus Tayland I )


Sanirim bu resim cogu insana maille ulasmistir.. bana geleli de epey oldu aslinda ama bugun boyle havanin dansozulugunu hayretler icerisinde seyrederken aklima geldi.. (su anda bruksel'deki hava durumu asagidaki gibidir!!) >:(


Hatta, dusunceler silsilesine haziran ayinin bitmesine ramak kala bu igrenc havadan baslayarak kendimi en son burnumda tuten Tayland'i gozumde canlandirirken buluverdim.

Sonucta kuresel isinmadan hepimiz nasibimizi aliyoruz.. Eee, gelismis ulkeler yani bati medeniyeti bu gelismisligi elde edene kadar boyle bir sorun yoktu nasil olsa.. istedikleri kadar cevreyi kirlettiler.. sonuclarini da simdi hepimiz goruyoruz.. ama lutfen, pardon, onlar simdi kendi ettikleri pisligi baskalari etmesin diye ugrasiyorlar caaani gonulden, gezegenimizi kurtarma misyonu ile, e bi zahmet hani... Avrupa'da gereginden fazla kaldigimi her seferinde bu dusuncelere kapilinca fark ediyorum.. gitme zamani gelmis... ama oyle ha deyince de insan gidemiyor iste :(

Neyse, insanoglunun alisagelmis bencilligi ile tabii ki kendimi ilgilendiren dusuncelere dalmakla mesgulum ben de boyle gunlerde: ah soyle havalar guzel olsa, bahar aylarinda bahari yasasak, yaz aylarinda yazi... ah ah.. balkonda soyle guzelbi sofra kursak, ne yagmur olsun ne de cok sicak olsun.. tam kivaminda bir kahvalti yapsak soyle.. haziran ayinda hem sandalet hem de yagmurlugu bir arada giyme geregi hissetmesek.. cok mu sey istiyorum ??? (gezegeni sattim bile :D, ben mi kirlettim kardesim? kirletenler ugrassin, ben mevsimlerimi geri istiyorum o kadar :P)

Sanki bir de benim sevdigim yerler boyle kuresel isinmadan etkilenmiyormis gibi bir hisse kapiliyorum :) Turkiye'de bisi olmaz, havalar mis gibi iste.. oh canim memleketim :P
Tabii ki Turkiye de nasibini aliyor, bakalim 10 sene sonra nasil olacak durum? Herhalde Ankara sular icinde kalmaz, oh yirttik.. Hmmm? ama kuraklikla beraber collesir bak.. olmadi iste :(

O zaman Tayland'a gideriz.. ama orasi da pek tekin olmaz bu gidisle.. halbuki.. buhu buhu :'( (aglama efekti)

Neyse, ben bu karamsar tabloyu bir kenara birakip, hala zaman varken Tayland'in guzelliklerinden bahsedeyim azcik :) Yasamak istedigim ikinci yer... Evet, cok ozledim...



Bonus Material: Tayland 1


Tayland'la ilk tanismam 2002 yazindaydi.. Hayatimdaki ilk uzun menzili ucustu- 10 saat!!! .. ama ne yalan soliim, babam sagolsun (bu laftan nefret ettigim kadar da hoslanmaktayimdir ! :P) cok guzel bir yolculuk gecirdim.. Kendime kizdigim seyler de var tabii bu yolculugu dusuncukce, ama olan olmus, gecmis zaman.. (aslinda ilk gidisimde tek basima gitmek isterdim ama okuldan bir kiz arkadasim benimle geldi ve 4 haftalik tatilimin 3 haftasini bizimle gecirdi.. evet pek aile saadeti olmadi.. bazen hayir demeyi bilmek lazim.. ogreniyorum.. cok gec kalmisim ama..)


Annemler, kisa bir suredir Bangkok'taydilar ama adetleri hemen ogrenmis olmalilar ki-ya da birileri kulaklarina fisildamisti :)- ucaktan iner inmez babam bizi elinde yasemin ciceklerinden yapilmis taclarla karsiladi :) Zaten, ucaktan iner inmez babami gormeyi beklemiyordum, cicekli bir karsilama hic ama hic beklemiyordum..
Ilk suprizim cicekler ve babami gormek olmustu, ikinci suprizim ise... oy oy oy... Havaalanindan ciktigimiz o ilk anda, o sicak ve rutubet resmen once bir sag, sonra da bir sol krose atti ve gitti.... woaw... bu neydi boyle?? bu nem nedir? bu sicak nedir.. iki dakikada kot pantalonum ustume yapisti.. nefes alirken zorlandim resmen!!!

Eveeeet, welcome to Thailand :)

Havaalanindan eve giderken, belgesellerde hep izledigim ama bir turlu neresi oldugunu hatirlamadigim goruntulerin ev sahibi oldugu ulkeye geldigimi birden fark ettim.. Hani yerlere kadar sarkan elektrik ve telefon telleri, hani ustunde abidik gubidik yazilarin oldugu rengarenk boyali minibusler.. evet, evet... burasi orasiydi!!! Burasi Taylandmis!!!

Trafigin ters akmasi direkt benim araba tutmasini tetikledi.. ama oyle heycanliydim ki, bir yandan disariyi mumkun oldugu kadar seyretmeye calisiyor, diger yandan ise babamin yolculuk hakkindaki sordugu sorulara cevap yetistirmeye calisiyordum... Benim gibi araba sizi de cok tutuyorsa, bunun ne denli yorucu ve mide bulandirici oldugunu tahmin edebilirsiniz..


Sonunda eve varmistik.. o nasil bir bahce, nasil bir yesillik??... gectigimiz nasil bir mahalle? neydi bu?? neresiydi burasi?? sokaklarda pespese kucuk el arabalari, basinda ise bisiler pisiren mi desem yoksa sadece satan mi desem onluklu ve cogu zaman kafasinda bisiler olan insanlar.. arabalarin saginda solunda ici dolu posetler... sokaklar kalabalik.. kaldirim denen bisi yok.. motosikletlerin arkasina yan oturmus, duzgun giyinimli, ellerinde birer poset ve/veya minik bir cuzdan, ayaklarinda terlikler sadece tek elleriyle bir yere tutunan kadinlar, ayaklari yukari kirmis bir halde hizla bir yerlere gidiyordu.. bu nasil bir cambazliktir diye icimden gecirmedim degil.. daha sonra o motosikletlerin, taksi oldugunu ogrendim :) Eve giden yolda iki kosede moto-taksi duragini da ogrendim daha sonra. Motosikletli taksicilerin ustlerinde, parlak turuncu bir yelek, bunlarin sirtlarinda da tay karakterleriyle sayilar yazmakta...

Bahcedeki yesillik neredeyse tepemizde olan gunesi kesmekteydi.. heryerden bir ses geliyordu, yasiyordu bu bahce.. annem ve evdekiler biz bahceye girer girmez geldiler bizi karsilamaya :) bir kere daha yasemin taclarini bileklerimizden gecirdiler, ve simdiye kadar hep filmlerde gordugum uzakdogu selamlariyla simsicak bir "sawadi kaa" dediler (evet evet o selamlama sekli iste :) anlatmama gerek yok sanirim :D) (sawadi kaa: Merhaba).

Sarmas dolas annemlerle iceriye girdik.. vaaay... resimlerden cok daha guzelmis ev diye dusunmedim degil.. biz girdikten hemen sonra arkadasn valizleri getirdip odalarimiza yerlestirdiler.. gozumen kacmadi degil hani :) sonra da iki kol vucuda paralel bicimde, egilerek izin isteyip ciktilar... tam oturduk, piti piti buz gibi su geldi hepimize.. servis yaparkende boyle egildiklerini fark ettim sanki.. ama mutluluktan, annemlerle olmaktan, yepyeni bir yerde olmaktan cogu detayi gozumden kacirdim acikcasi :(

Ama ilk izlenimlerimi cok iyi hatirliyorum -daha afrika'yi yasamamistik o zaman :)- cok bir koloniyal hissetmistim ortami... filmlerde seyrettigim Hindiçin aklima gelmisti.. somurge donemi vs.. ama her taylinin duydugu buyuk gururla ben de burada altini cizmek istiyorum, tayland hic bir zaman bir somurge olmamistir.. lutfen.. dikkat edelim buna :) karisiklik olmasin.. Ama tabii ki butun komsulari buyuk imparatorluklarin somurgesi iken de kendileri de az cok bundan bir sekilde etkilenmislerdir... kultur de cok onemli tabii.. bu egilerek servis vs iste o an aklimda somurgeciligi canlandirdiysa da, tay kulturunun cok onemli bir parcasi olan saygidan kaynaklaniyor.. Mesela, cok basit ve gunluk bir ornek: supermarkette reyonunun onunde bir urun secerken onunuzden birisi gecerse muhakkak egilerek gecer size rahatsizlik vermemek icin.. yaaa bir de biz kendimize saygiliyiz deriz :P ehehehe

Bizde nasil Ataturk'e saygi gosteriliyorsa, Tayland'da da Kral'a inanilmaz saygi gosterilir.. ama bir farkla, Kral ve Kraliyet ailesi hakkinda elestirel konusmak kesinlikle afedilmez bir kabalik ve saygisizliktir.. e aslinda bizde de cok farkli degil hani... (otokritik yapiyorum rahatsiz edilmek istemiyorum -30 sn sonra tekrar sizlerle olucam :) )
Hmmm, mesela bizdeki isyerlerinde Ataturk resimleri gibi onlarda Kral'in resmi yuksekte asilidir.. Aa ama en onemli iki seyi unuttum.. birincisi her gun saat 18:00'de ulusal mars sokaklarda calar ve sokaktaki insanlar saygi durusunda bulunur.. ikincisi ise :) sinema'da her filmden once kralin goruntulerinden olusan farkli birkac kisa klipten biri esliginde (soz blog'a koyucam) herkes kral icin saygi durusuna kalkar.. Acikcasi benim nedense her seferinde tuylerim diken diken olurdu.. etkileniyorum valla :) tayli olabilir miyim ki? :)




Tayland'a ilk gelisim, sonraki seferlerde de oldugu gibi, o buyuk heycan ve mutlulukla basladi :)

Ilk ziyaretime isinma turuydu diyebiliriz ama ilk dakikalardan itibaren ben o sicacik ulkenin o koskoca gulumsemenin eksik olmadigi insanlarini da ulke kadar sevdim..
Turkiye'de cok sey duyuyor insan.. ay cok kokuyor, ay yemekleri cok kotu, ay cok pis heryer gibi... butun bunlari 100% yalanlayamasam da, bizim ulkemizden daha kotu kokmuyor, bizim ulkemizden daha pis degil, bizim bazi yemeklerimizin de yabancilara kotu geldiginden daha fazla kotu degil yemekleri..

Ilk ziyaretim benim icin nasil isinma turu olduysa umarim sizler icin de bu Tayland 1 yazim olmustur.. Hatta belki gidiceksinizdir, gitmeyi dusunuyorsunuzdur, belki de bundan sonraki geziniz icin gitmeye ikna edebilirim :)
Bu bir baslangicti.. Tayland'da bulundugum sure icinde binbir fikir gecerdi aklimdan, turkler icin ozel, tayland'da yasayan birinin agzindan yazilmis bir gezi kitapcigi hatta brosuru desem daha dogru olur... bole kucuk bir formatta, cok yer kaplamicak.. geleneksel turistik gezi yerlerinin disinda gorulmeye deger yerlerden bahseden bir rehber :) belki sanal ortamda bunu yapmayi basarabilirim :)

ayrica, turk gibi baslamak, alman gibi bitirmek neden deniyor cok iyi anliyorum artik :(



kalin saglicakla..

3 comments:

Gizem said...

Mevsimlerimi geri istiyorum: Acaba su dunyaya evlat getirmekle iyi mi ediyoruz? Hepimiz yanacagiz yakinda.

Tayland: Wouuuvvv, klip ha? Klip de gayet basarili bence.

Ellerine saglik, ne guzel anlatmissin.

Sweety said...

super aslicim :) acaip gidip goresi geliyor insanin yazidan sonra. Helede benim gibi hemen heryerden sikilan ve aman bir yerlere gitsek diyen biri icin cok kan kaynatici olmus:) umarim bende giderim bir gun...sevgileer

Asli A. said...

Gizemcim, valla benim de kafami en cok mesgul eden dusuncelerden biri iste bu kuresel isinma, TR-AB vs fasa fiso gelio bunun yaninda :D
Klip de insani etkilior dimi?? valla kraldan cok kralci olucaktim bende askalsin oralarda :P

Sweetycim, sunu bilirim sunu soylerim... batidegil, dogu.. hersey doguda!!! Tayland ise gercekten de insani buyuleyen bir yer :)