Thursday, July 14, 2011

Estate Romana - Roma Yazları

Borghese aslında iki bölümlük bir yazı olacaktı ama baktım gene lafı uzatma konusunda kendime hakim olamıyorum, o yüzden kısa kesip, Roma'nın Yaz akşamlarını da ayrı bir yazıda yazmaya karar verdim.

Efendim, şimdi ilk önce şunu söyleyim: Roma yazları çoooook sıcak oluyor! Ama insan bununla da yaşamayı öğreniyor :) Mesela ben artık her öğlen siesta yapıyorum, e zaten bizim mahalle esnafı dükkanları kapıyor 4-5e kadar, meyve sebze almak istesem heryer kapalı.. o yüzden ben de Romalılar gibi kestiriyorum öğlenleri ;))


Ama Roma'yı gezmeye gelmişseniz ve akşama kadar o çeşme benim, şu heykel senin diye dolaşırken ölmediyseniz henüz (aslında yazın pestili bile çıksa insanın ayrı bir enerji stoklamış oluyoruz bence), o zaman siz de yazın Roma'da kalan Romalılar gibi kendinizi şehrin sunduğu zengin seçeneklerden birine atıverin...

Menüde ne mi var? Konser mi istersin, opera mı, bale mi, yoksa sadece piyasa yapacak veya buz gibi
karpuzunu yiye yiye ( ya da buzzzz gibi granita'nı içe içe) her yaz açılan gece pazarlarında mı gezmek istersin? Valla seçenek çok :))


Şu karpuz işini ben çok seviyorum, Roma'da sokaklarda taze kesilmiş, kuplarda satılan soğuk meyve satıyorlar :) Nasıl ferahlatıcı olduğunu söylememe gerek yok herhalde, hem de sağlıklı ;)) İlker'le düşündük, keşke bizde de, mesela Ankara için söylüyorum, Tunalı'da (aklıma yaya gezilecek tek mekan burası geldi de ondan!!! ne üzücü, ooofff!!) satılamaz mı kokteyl bardaklarında kesilmiş karpuz ?? Daha da güzeli, deniz kıyısında satılsa, plajlarda... Girişimci ruhumuza ne oldu anlamıyorum, çoktan bu işe el atmış bir sürü insan olmalıydı bence!


Neyse, konuyu dağıtmayalım.. Roma Yazları diyordum :)) Benim gözlemlediğim en hoş özelliklerinden biri bu İtalyanların hep sokaklarda olmaları. Sokak derken, harbi sokak.. Açık hava'da bistro masalarında piyasa yapmaktan bahsetmiyorum, hayır. Ellerine içkilerini alıp, meydanlarda, çeşmelerin köşesinde, heykellerin ayaklarında, köprülerin üzerinde grup halinde takılan özellikle gençlerden bahsediyorum. Her mahallenin bir "bar"ı var, ve iş çıkışı herkes bir kadeh aperitif ve bir tabak meze vari birşeyler atıştırmak için buluşmuş oluyor.  


Bir de tabii gene Tiber nehrinin kıyısına kurulan yazlık mekanlar. Ne yalan söyliim, ben yukarıdaki fotodaki havuz olayını bu sene daha yeni görüyorum. Geçen yaz daha fala Trastevere (öneriler için tıkla) bölgesinde takıldığımız için, Garibaldi ve Sisto köprülerinin oraya kurulan gece pazarlarını ve nehir kıyısında yemek ve içki satan yazlık mekanları biliyordum. Bu yaz yolumuzun üstü olduğu için kaç defadır Castel San Angelo'nun önündeki curcunayı görüyordum ama bir türlü durup gezememiştik. Geçen akşam perişan kıyafetlerimizle bir tur attık ve tıpkı gençliğimizde olduğu gibi, langırt ve ping pong masaları etrafında toplanmış bir kalabalık gördük :)) Gece pazarının standlarının arasında da gene açık havada birşeyler atıştırmak, birer içki keyfi yapmak için masalar kurulmuştu. Bir başka bölümde eski kitap satan standlar kurulmuştu, hatta müzikli ve şiirli bir kitap dinletisi de vardı (böyle mi deniyordu bilemedim birden..). E bir  de çocuklar için kurulmuş bir atlıkarınca vardı.. Sakin ve keyifli bir Roma yaz akşamı işte :))


Malesef kıyafetkelerimiz müsait olmadığı için aklımızın kaldığı nehir kıyısındaki nargileciye inemedik :( Bella Figuramızı bozmak istemedik (İtalya'ya gelip de bir Bella Figura edinmeden dönerseniz ayıp derim.. daha sonra anlatıcam ne olduğu, az sabredin )... Yok, yok... o halimizle aşağıda bir gören olur, karizma çizilirdi valla.. bütün Roma'ya rezil olurduk. Bir sene içinde hiç mi bişi öğrenemedi bunlar derlerdi :P

Kasıntı olmayan ve keyif yapmaya müsait her tür atraksiyona zaafim olduğu için bu tarz mekanlar çok hoşuma gidiyor. Belki hatırlarsanız Audrey Hepburn'ün Vacanze Romane (Roma Tatili) filminde de nehir üstüne kurulmuş bir platformda Roma gençliği akşam dans için buluşuyordu. Demek ki 50'lerden beri çok az şey değişmiş bu şehirde, bazı gelenekler hala sürdürülüyor. İyi de ediliyor :))


Buna ek olarak, kültürel aktivitelerden de bahsetmem gerekiyor. Her yaz, Antik Roma kalıntıları olan Karakala Hamamlarında (Terme di Caracalla) açık havada konser, opera ve bale gösterileri oluyor. Bu yaz Kuğu Gölü balesi var mesela, opera olarak da Tosca'yı sahneliyorlar. Terme di Caracalla sahnesi aslında Roma Bale&Operasının yazlık sahnesi! Ne hoş di mi? Öyle bir şehirde yaşıyorsunuz ki ölümsüz eserleri ve yeni koreaografileri kışın ayrı güzel, yazın ayrı güzel (ve antik!) sahnede seyredebiliyorsunuz! Bak aklıma hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim Aspendos Festivali geldi, oldu mu şimdi ? :(((

Neyse, sanata ilginiz olsun olmasın, bence gelir gelmez kaldığınız otelde bu konuda hemen bilgi edinin. İngilizce yayınlanan aylık şehir rehberlerinden de faydalanabilirsiniz mesela :  Un Ospite a Roma (tıkla) ve Where dergisi. 

Şehirde olan biten herşeyden özellikle birinci dergiden ve internet sitesinden öğrenebilirsiniz. Mesela dün Chemical Brothers konseri vardı, 19 Temmuz'da Ben Harper konseri olacak, nehrin diğer tarafında bir hafta boyunca bedava konserler olacak akşamları... Ya da Sting'in senfoni orkestrasıyla yaptığı dünya turunun Roma  konseri var 30 Temmuz'da ;))

Bir başka yaz atraksiyonu da bazı tarihi mekanlar geceleri açık oluyor yaz için, bunları da bu dergilerden öğrenebilirsiniz :)))

Roma Yazlarıyla ilgili bilgilere kendi sitesinden de ulaşabilirsiniz -site biraz karışık ama en azından ingilizce versiyonu da var :) Estate Romana (tıkla), ve bir diğer site de Estate Romana 2011 (evet, gene tıklamalı :P)

Efendim cümlemize keyifli Roma yaz akşamları  dilerim :))

Ciao ciao!!


Not: Bella figura'ya giriş dersimi unutmadım. Rafael hakkında yazı sözü verdiğimi de unutmadım :P Az sonraaaaaa, diyerek beklentiyi yüksek tutmaya devam ediiim bari :D



1 comment:

Gizem said...

Ben bu yazilara ancak bakabiliyorum, sahane gorunuyor mekanlar