Friday, August 17, 2007

Gene uzuun bir yazı olacak gibi

Efendim tekrar hoşgeldiniz :)

Ben gene herşeyi parti parti yazacağıma, biriktirdim ve gene ortaya karışık bir meyve sepeti milasi hazırlayıp geldim yanınıza... hani şu yanar dönerlerden işte :P


Bugünkü meyve septimizde nerler mi var? yok yok valla :D

Efendim önce bir atasözü analizi yapacağız, sonracıma bir salata tarifi vereceğim sizlere, bitirmek için de bügünkü mutluluğumu paylaşacağım işte :) Yetmez mi? Daha iyisi Şam'da kaysı derler valla :D


1/ KOYUNUN OLMADIĞI YERDE KEÇİYE ABDURRAHMAN ÇELEBİ DERLER



Bu atasözümüzü sanırım çoğumuz duymuşuzdur, pek de güzel ve havalı bir atasözü bence :) Favorilerim arasındadır yani.. (Evet yukarıdaki Abdurrahman Çelebi keçimi Selçuk Erdem'in bir karikatürüne bakarak çizdim.. tam bir Selçuk Erdem Keçi bakışı ve tipi olmuş, Selçuk Erdem'e de sagılarımı iletirim bu vesileyle :) Yoksa bende gizli bir yetenek mi var acep??? :)) Hmm, bir de yukarıdaki resmi scanleyip koymaya çok üşendiğim için, kusura bakmayın fotosunu çekip koydum... evet çok güzel olmadı biliyorum :(

Herneyse, konumuz koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denmesiydi... Şimdi bu atasözü ne demektir? Bu demektir ki, bir işin ehlisinin olmadığı yerde veya kabul gören 1. sınıf herhangi bir şeyin olmadığı yerde, yedeklerinin birden işin ehlisi pozuna girmeleridir..

Hemen size bir örnek vereyim... Efendime söyliim, mesela İlker'in olmadığı bir zaman (kayınvalidemlerin evinde mesela), benim birden bire teknoloji uzmanı kesilmem gibi birşey.. :D Bütün bilgisayar sorunlarının bana sorulması ve benim de bildiğim derecede, sanki herşeyi bilyormuşum havasıyla çözmem demek, e bu da benim bir abdurrahman çelebi olmam için yeter de artar bile.. kayınvalidem de beni teknoloji ustası sanıyor işte :) (= abdi çelebi ;) kapiş??)

Hemen başka bir örnek vereyim size... Geçenlerde türk mahallesinde kuaför ararken, bir tane açık bulduk ve acil bir işimiz olduğu için ve nasıl olsa türk kuaförü bu, herhangi bir belçika kuaföründen çok daha beceriklidir düşüncesiyle içeri girdik.. ( niçin herhangi bir belçika kuaföründen iyidir diyorum? çünkü bizim kuaförler çıraklıktan itibaren saçlarla uğraşıyorlar, e düşünün bakalım bir tane kuaförün eğitimden geçip kuaförlük yapmasını, diğerinin ise 10 senedir günde 10 saat saçlarla haşır neşir olmasını.. bizzat denenmiş ve onaylanmış bir düşüncedir bu benimkisi, ha tabii hiç yok mudur okullu olupta bizim kuaförlere taş çıkartacak?? Tabii ki vardır ama ben daha tanışmadın.. hmm, belki de bir saç kesimi 90 euro olduğu için uzun bir süre daha tanışmayacağım... )

Neyse, gene parantezim çok uzun oldu, ben en iyisi koyunuma ve keçime geri döneyim.. Evet efendim, şimdi biz gittik, şahsına münasır bu güzel kuaförün koltuğuna oturduk.. O ne hava, o ne ukelalık? Valla, bu böyleyse herhalde haklı bir gurur taşıdığındandır dedik ve saçlarımızı (kayınvalidemin) ık mık diye diye kuaförümüze emanet etti.. Ik mık diyerek diyorum çünkü annem ne zaman bak şuna dikkat et benim saçım şöyledir böyledir, bak lütfen çok koyu olmasın, lütfen desede; hazır cevap kuaförümüz daha fazla konuşmasına izin vermeden her seferinde azarlıyarak mı desem, yoksa kendine çok güveniyordu da ondan mı çok kısa ve sert şekilde desem, yani uzun lafın kısası : annemi susturdu işte... "Ben işimi biliyorum, karışmayın lütfen aaa" dediğini, kelimelerle olmasa da biz gene de mesjı aldık ve sustuk...

Sonuçta kuaför türk, en basitinden arada birbirimizi anlamama gibi bir derdimiz olamazdı... bizi sustursa da, kızsa da sonuçta söylediklerimizi de dikkate elbette alacaktır.. işi bu, ama tarzı da böyleymiş işte diye düşündük... Du bakalım dedik...

Beklerken, azcık konuşmak da nasip oldu, kısa ve net cevaplar alarak, pek tek taraflı gözüken bir sohbet edebildik gene de... Bir senedir buradaymış, türkiye'de de kuaförmüş... Empati kuralım dedik, burada yardımcısı olmadığı için işinin daha da zor olduğunu bir şekilde söyleyebildik, ama... çıraklık müesesesinin türkiye'de insan haklarının olmadığının bir göstergesi olduğu cevabını da aldık, e biz de sustuk...

Annemin saçı nasıl oldu derseniz? Kötünün iyisi diyim ben size.. ama tabii şimdi annemin kuaföre gittiğindeki saçından da bahsetmek isterdim ama, aslında bu konuya büsbütün bir YASAK getirilmesine rağmen, asi gelin ben, en azından abdurrahman çelebi bölümünü isim vermeden yazmak istedim.. ( Annemin saçı kızıl iken, koyu kahve oldu (kendi hatamızdan dolayı), kuaförden çıkınca da meçli siyah oldu. Bu kadar bilgi size yeter.)

Şimdi bu hikayedeki Abdurrahman Çelebi'yi bulamıyorsanız ben size, bu atasözünü tam da kavramış değilsiniz henüz diyecem.. evde iyice çalışın, sonra gelin bir daha okuyun hikayeyi :)

Koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derlermiş.. Konu kapandı..


2/ MARC'IN ANNESİNİN COLESLAW SALATASI



Geçen hafta sonu, amerikalı arkadaşlarımızda mangala davetliydik.. İlker gene dayanamadı ve kendi şişimizi marine ederek götürdük.. Evet benim bey terbiye işinde baya başarılı.. oh, ben de pek memnunum bu durumdan :))) ama valla çok güzel terbiyeleri, valla :)

Herneyse, süper gözüken bir lahana salatası vardı masada :) Amerikalıların Coleslaw salataları işte.. Ama bu sefer daha bir farklıydı (e ben birtek KFC'dekileri biliyorum napiim? başka kıyas yapacak yerim yok yani) Salatayı Marc kendisi yapmış, annesinin tarifine sadık kalarak.. Valla çok lezzetliydi.. hemen aldım tarifi, hatta özellikle bloga koyacağım dedim :))


ÖÖööö, tarifi bulamıyorum.... Aaaa, delircem!! Elimdeydi daha geçen gün.. Ooff yaa..
Tamam, şimdi resim ile idare edin.. ben size tarifi bulur bulmaz vericem..

3/EVERYDAY MINERALS




Efendim, şimdi benim daha önce bahsettiğim bir güzellik forumu vardı hani, itsbeauty.com diye.. işte orada çok beğenilen mineral makyajlar hakkında bir sürü şey öğrendim.. Benim bildiğim Bare Escentuals vardı, ama bir türlü para ve zamanı denk getirip birşey ısmarlıyamamıştım.. ya da Lille'e gidip Sephora'dan alamamıştım işte.. Derken, forumda bir de Everyday Minerals'dan bahsedilmeye başlandı, hatta toksik mineral vs derken, yazılanlara göre Bare markasındaki bir mineral bazı ciltlerde hassasiyet yaratabiliyormuş. Everyday ise bu minerali kullanmıyormuş ürünlerinde... Neyse, benim cilt maşallah her birşeye pek bir dayanıklıdır.. tü tü tü, nazar değmesin şimdi.. yani eksik olmasın ona çektirdiklerime rağmen hep beni mutlu etti bugüne kadar.. (söz sana daha iyi bakacağım, haftalık bakımlarını eksik etmiyciiim ;))

Neyse, ben de bir girdim sitelerine, bedavaya bir de deneme boyu setlerini ısmarladım(sadece posta parasını siz ödüyorsunuz), bir haftada elime ulaştı hatta :) Hmm, bir de belirtmeden edemiyeceğim, iki marka arasında baya bir fiyat farkı da var hani.. çaktırmayın ;) Ben bu deneme boyundaki ürünleri çok sevdim... Valla tam bir ritüel oluyor bu mineral makyajı kullanmak, uyarmadı demeyin... İlker de bugün dalga geçiyordu benimle, tam bir kimyager havsında elinde küçük kapları, birşeyleri karıştırıyor bizim hatun diye :)

Ama harbiden çok sevdim, tatildeyken bir de dayanamadım, başka bir setini annemlerin adresine ısmarladım, orada hemen denerim diye.. ama gel gör ki benim sipariş ya türk postasında kayboldu ya da apartmanda biri paketi aldı götürdü... birşey oldu ama ne oldu ben de bilemiyorum.. Yazdım ben de Everyday Minerals'a, böyle böyle bekliyorum hala, gelen giden yok diye.. Hemen ertesi gün bir cevap, gümrükte belki bir sorun olmuştur diye... İsterseniz size para iadesi yapabiliriz veya siparişinizi bir daha yollayabiliriz diye de eklemişler :) Valla Rekabetçi ortamları çok seviyorum ben :) Müşteri hep kral oluyor... Valla yollayın dedim, ama bu sefer Brüksel adresime lütfen dedim.. .veeeeeeee bugün geldi :)))))))
Çok güzel çoook... :D sabah sabah hemen sürdüm, dayanamadım valla :))) bir de hediye koymuşlar içine, bir göz farı çok hoş bir mürdüm-siyahımsı bir renk, ışıl ışıl.. bir de bir allık Waffle Cone diye :)

Yani bugün çok mutlu oldum kısaca



Bi de, bi de, bi de.... Bizim artık türk televizyonlarımız vaaaaar :) o da ayrı bir multuluk kaynağı oldu bu hafta :)))



Valla kendimi şımartılmış bir çocuk gibi hissediyorum şu an.. gidip biraz kendime geliim (ütü yapiim da kül kedisi moduma geri döneyim ben en iyisi.. ama ama artık türk kanallarını açıp ütü yapma lüksüne sahibim :D heyooooo.. kim korkar artık bir haftalık ütüden :P)


TV karşısında ütü beni bekler :)
Kalın sağlıcakla...

2 comments:

Giwem de Bruxelles said...

Hayirli olsun;
Utuler
Turk tv'si
Mineraller

MeyRA said...

Evet maalesef everday minerals Türkiye ye geldiğinde problem yaşanıyor, siparişler ulaşmıyor.Hatta bir süre Türkiyeye göndermeyi durdurmuştu :( Şimdi yeniden gönderiyor ama kargo pahalı.

Mineral ürünlere ilginiz varsa, mineral aşıkları için hazırlanmış forumuza da bir uğrayın, daha çok mineral marka ve mineral makyaj çılgınlığı :)

Görüşmek üzere...

naturallovers.org